Bir Sayfa Seçin

Kendini Tanıma

Kendini Tanıma & Başkasını Anlama & İlişkileri Geliştirme

 

Kişilik

Prof. Dr. Erol Özmen

Günümüzde kişiliğin bilimsel tanımı konusunda genel bir görüş birliği bulunmamakla birlikte kişilik, insanın diğer insanlarla olan ilişkileri sırasında ortaya çıkan düşünce, duygu, tutum, eylem ve davranış özelliklerini ifade etmek üzere kullanılan bir kavramdır. Bir insanın kişilik yapısı denildiğinde, ona özgü olan ve onu diğer insanlardan ayırt eden özellikler anlaşılmaktadır. Kişilik özellikleri, her insanın kendine özgü bir yapıya sahip olmasını sağlar. Kişilik yapısı olarak bakıldığında, birbirine benzeyen insanlar olmakla birlikte kişilik yapıları birbirinin aynı olan iki insan yoktur.

İnsanı ve insan davranışını anlamak ve açıklamak amacıyla kişilikle birlikte tanımlanan kavramlar arasında kimlik, benlik ve kendilik de bulunmaktadır. Kişilik kavramının daha iyi anlaşılması için bu kavramların da bilinmesinde yarar var.

Kişilik, biyopsikososyal bir canlı olan insanın diğer insanlarla ilişkilerinde ortaya çıkan ve diğer insanlara yönelik düşünce, duygu, tutum, eylem ve davranış örüntülerini ifade eden bir kavramdır. Kimlik, toplumsal rollerin kişi tarafından ne yönde benimsendiğini ifade ederken benlik, ruhsal aygıtı oluşturan yapılardan (altbenlik, benlik ve üstbenlik) birisidir. Kendilik ise insanın kendisi ile ilgili hissettiği her şeyi içeren, insanı görece daha bütün olarak görebilmeye olanak sağlayan bir kavramdır.

Herhangi bir insanın kişilik yapısını değerlendirirken o kişinin düşünce, duygu, tutum, eylem ve davranış örüntülerinin incelenmesi gerekir. Aşağıda bu örüntüler çeşitli bileşenlere ayrılarak incelenecektir:

  • İnsanın kişilik yapısını anlamada incelenmesi gereken birinci bileşen “insanın kendini, diğer insanları, yaşadığı ya da gözlemlediği olayları ve dünyayı algılama ve yorumlama biçimleri”dir. Algılama, yorumlama ve bilme biçimleri de düşünce olarak ortaya çıkar. İnsan sahip olduğu zihinsel ve ruhsal birikimler ile iç dünyasından ve dış dünyadan gelen uyaranları süzer, algıladığı uyaranları anlamlı bir bütün haline getirerek kendine özgü bir bilme, anlamlandırma ve yorumlama süreci yaşar. İnsanın diğer insanlara nasıl davranacağını belirleyen ve kişilik yapısını oluşturan en önemli bileşenlerden birisini bilme ve anlamlandırma süreçleri oluşturur.
  • İkinci bileşen ise, insanın her türlü yaşantısına eşlik eden duygular ve bu duyguları yaşama biçimleridir. İnsanın ne tür olaylarda ne gibi duygular yaşadığı, yaşadığı duyguların şiddeti, bir duygudan diğerine geçiş hızı; yaşadığı duyguların düşünce, eylem ve davranış örüntülerine etkisi insanın kişilik yapısını belirlerken göz önüne alınmalıdır.
  • İnsanın kişilik yapısını oluşturan bileşenlerden bir diğeri de insanın kendi istek, gereksinim ve dürtüleri ile nasıl bir ilişki içinde olduğudur. İnsanın istek, gereksinim ve dürtülerini ne oranda fark ettiği; bunları gerçekleştirmek için nasıl bir tutum sergilediği ve bunları yaşama eğiliminde mi, yoksa baskılama/denetleme eğiliminde mi olduğu kişilik yapısını belirlerken göz önüne alınmalıdır.
  • Bir insanın diğer insanlarla ilişki kurma biçimi de kişilik yapısını belirlemede göz önüne alınması gereken bir etmendir. Bir insanın “diğer insanlarla kolayca ilişki kurup kuramadığı”, “ilişkiyi sürdürüp sürdüremediği”, “ilişkinin yüzeysel olup olmadığı”, “ilişki kurulan insan sayısı”, “topluluk içinde nasıl davrandığı” bu konuda ipucu verebilir.

Herhangi bir düşünce, duygu, tutum, eylem ve davranış örüntüsünün kişilik yapısının bir parçası sayılabilmesi için o örüntünün zaman ve mekân farklılığına göre çok büyük farklılıklar göstermeden ortaya çıkması gerekmektedir. Kuşkusuz, değişik zamanlarda ve ortamlarda, insan çok farklı tutum ve davranış özellikleri sergileyebilir fakat yine de bunlar belli bir tutarlılık gösterir ve bunların belli bir bütünlük içinde ele alınması mümkündür. Kişilik yapısı insanın dünyaya geldiği ilk günlerden itibaren şekillenmeye başlar ve bir yandan şekillenirken bir yandan da o kişinin tutum ve davranışlarını belirler. Bu nedenle herhangi bir davranış örüntüsünün kişilik yapısının bir parçası olarak değerlendirilebilmesi için bu davranış örüntüsünün çocukluk ya da ergenlik çağlarından beri var olması gerekir. Diğer yandan bu düşünce, duygu, tutum, eylem ve davranış örüntülerinin kişilik yapısının bir parçası sayılabilmesi için herhangi bir ruhsal hastalığın belirtisi ya da kalıntısı veya bedensel hastalığın belirtisi olmaması gerekmektedir.

İlginizi Çekebilecek Yazılar ve Bağlantılar