Bir Sayfa Seçin

Kendini Tanıma

Kendini Tanıma & Başkasını Anlama & İlişkileri Geliştirme

İnsan Davranışının Oluşumunda Psikolojik Etmenlerin Rolü

Prof. Dr. Erol Özmen

İnsan davranışının oluşumunda biyolojik etmenlerin rolü ile psikolojik etmenlerin rolüne birlikte bakıldığında psikolojik etmenlerin daha birincil, biyolojik etmenlerin ise bir çeşit araç işlevi gördükleri (ikincil oldukları) görülecektir. Fakat psikolojik etmenlerin o güne kadar yapılaşmış olan biyolojik yapının işlevleri ile şekillendiği ve her türlü psikolojik yaşantının biyolojik etmenlerin etkinleşmesi sonucunda ortaya çıktığı unutulmamalıdır. Beyin gelişimi tamamlandıkça çocukların soyut düşünme yeteneklerinin gelişmesi ve ergenlik çağında kadınlık ya da erkeklik hormonlarının etkinliğinin artmasıyla birlikte gençlerde gözlenen davranış değişiklikleri bu duruma verilebilecek en güzel örneklerdir.

İnsan davranışının oluşumunu daha iyi anlayabilmek için psikoloji tarafından tanımlanmış olan altbenlik, benlik, üstbenlik, bilinç, bilinçdışı, kimlik, kendilik ve kişilik gibi kavramların bilinmesi ve anlaşılması gerekmektedir. Ayrıca günlük dilde kullanılan nefis, irade ve vicdan gibi kavramların da insan davranışını anlamada dikkate alınması yararlı olacaktır.

Diğer yandan insanın ruhsal yapısının daha iyi anlaşılması için psikoloji ve psikiyatri tarafından kullanılan kavramların hiçbirinin kendi başına insanı açıklamada yeterli olmadığı unutulmamalıdır. İnsanı açıklamaya çalışan her kuram/kavram, insanın ruhsal yapısının yalnız belli bir yönünü açıklayabilmekte ve ancak diğerleri ile birlikte ele alındığında anlam kazanmaktadır. Bu nedenle belli bir kuramla ilgili bilgileri her türlü insan davranışını açıklamada kullanmaya çalışmak yararlı bir yaklaşım değildir.

Bilinç, bilinçöncesi ve bilinçdışı
İnsanın farkında olma durumuna göre ele alındığında ruhsal yaşantılar, bilinçli, bilinçöncesi ve bilinçdışı olarak nitelenir. İnsanın o an içinde farkında olduğu duygu ve düşünceler, bilinçli; diğer zamanlarda farkına varabildiği duygu ve düşünceleri bilinçöncesi ve bunların dışında hiçbir zaman farkında olamayacağı duygu ve düşünceler ise bilinçdışı olarak nitelenir.

İlk bakışta hiçbir zaman farkında olamadığımız bilinçdışı ruhsal içeriklerin davranışlarımızı yönlendiremeyeceği düşüncesi doğru gibi görünse de bu tümüyle yanlış bir düşüncedir. Örneğin, utangaç bir kişi utanmasını gerektiren bir durum olmadığını bilse bile, utanmaktan kendini alıkoyamaz. Bunun en önemli nedeni çocukluğun ilk günlerinden itibaren ruhsal yapısına yerleşen ve tam olarak farkında olunamayan ruhsal yapılanma ve ruhsal içeriktir. Rahatsız etmesine ve kurtulmak istemesine karşın bu davranışını bırakamaması farkında olmadığı ruhsal yapıların içeriğinden kaynaklanır. Bilimsel araştırmalarda elde edilen bulgular, ruh sağlığı uzmanlarının deneyimleri ve değiştirmek istediğimiz bazı özelliklerimizi değiştiremiyor olmamız insanın farkında olmadığı bazı ruhsal içeriklerin ve yapıların insan davranışında sanıldığından daha büyük rol oynadığını düşündürmektedir.

Altbenlik (id), benlik (ego) ve üstbenlik (süperego)
İnsanın ruhsal yapısı, ruhsal içeriğin örgütlenişine göre ele alındığında altbenlik, benlik ve üstbenlik olarak çeşitli yapılara ayrılarak incelenmektedir. Özet olarak söylenirse altbenlik dürtüleyici, benlik düzenleyici ve yürütücü, üstbenlik ise yargılayıcı ve ahlaki açıdan değerlendirici nitelikler taşır. Halk arasında kullanılan kavramlar bu çerçevede ele alındığında nefsin altbenlik, iradenin benlik, ahlak ve vicdanın ise üstbenlik ile ilgili olduğu görülür. Altbenlik sürekli doyum bulmak isteyen birçok dürtüden oluşmaktadır. Üstbenlik ise altbenlikten gelen isteklerin toplumsal ve kişisel ahlaka uygun olup olmadığını değerlendirir. Benlik ise altbenlikten gelen istekler ve üstbenlikten gelen yargılamalar yanında dış gerçekliği de göz önüne alarak, kişinin bir eylemde bulunup bulunmayacağına karar verir. Görüldüğü gibi insanın iç dünyasında bir yanda doyum bulmak isteyen dürtü, istek ve gereksinimler; bir yanda bunların toplumsal ahlak ve kişisel değerlere uygun olup olmadığını değerlendiren ruhsal güçler ve bir yanda da dış gerçekliği de göz önüne alarak ne yapması gerektiğine karar veren ve gereğini yapan ruhsal güçler bulunmaktadır.

Kimlik, kişilik ve kendilik
İnsanın ruhsal yapısını anlamak amacıyla kullanılan diğer kavramlar arasında kimlik, kişilik ve kendilik bulunmaktadır. Kimlik, kişinin toplum tarafından tanımlanan rolleri ne oranda benimsediğini ifade eden bir kavramdır. Kişilik diğer insanlarla ilişkilerde gözlenen, kişinin kendine özgü ve süreklilik gösteren davranış örüntülerini ifade eder. Kendilik ise kişinin kendisi ile ilgili hissettiği her şeyi ifade eden bir kavramdır.

Davranışın oluşumunda irade
Yaygın görülen yanlış kanılardan birisi de davranışın büyük oranda irade tarafından belirlendiğidir. Davranışın oluşumunda iradenin rolü kuşkusuz yadsınamaz fakat davranışın oluşumunda iradenin çoğu zaman tek belirleyici olmadığı görülür. Örneğin insanların davranışları irade ile tümüyle değişebiliyor olsaydı utangaç bir kişi utangaçlığını hemen bırakırdı. Bu durum tüm insanlar için geçerlidir. Herkesin bırakmak ya da kurtulmak istemesine karşın bırakamadığı kişilik özellikleri vardır. Bazen herkesin bir anlam veremediği, anlamsız bulduğu ve yapmak istememesine karşın bazı şeyleri yine de yapması insan davranışının oluşmasında iradenin tek başına belirleyici olmadığını göstermektedir.

İlginizi Çekebilecek Yazılar ve Bağlantılar