Bir Sayfa Seçin

Kendini Tanıma

Kendini Tanıma & Başkasını Anlama & İlişkileri Geliştirme

 

Sevgi

Prof. Dr. Erol Özmen

Sevgi herkesin bildiği, bildiğini sandığı, bildiğine inandığı ama anlatamadığı bir şeydir. Herkesin üzerinde anlaştığı bir tanımı yoktur sevginin. Her tanımda bir şeylerin eksik kaldığı hissedilir. Sevgi tanımlanamaz, yaşanır ancak. Sevgi; yakınlık, hoşlanma, özdeşleşme, sahiplenme ve ilgi ile yakından ilişkilidir.

Sevgi, insan yaşamını anlamlı hale getiren en önemli öğelerden birisidir. Her insanın sevgiyi yaşama, sevgiyi hissetme ve ifade etme biçimi büyük farklılıklar gösterir. Herkesin hayatında vazgeçilmez bir biçimde bulunur. Sevgi, önemsemek, ilgi göstermek, saygı duymak, anlayış göstermek, sorumluluk hissetmek, yakınlık duymak, sıcaklık hissetmek ve benimsemektir. İnsanın doğasında bulunan, yaşamı renklendiren ve anlamlandıran en güzel özelliklerinden biridir. Sevginin bütünleştirici yönü vardır. Bu bütünleşmenin temel özelliği hem kendini hem karşıdakini olabildiğince ihmal etmemesi, eksilten değil çoğaltan nitelikler taşımasıdır.

Sevgi, olduğu gibi kabul etmeyi, onun gereksinimlerini/isteklerini anlamayı, bunları karşılamak için sorumluluk duymayı, ona ilgi göstermeyi, ona bağlanmayı, düşüncelerine ve duygularına saygı duymayı kapsar. Sevgi, sevilen kişide anlaşıldığı, benimsendiği, önemsendiği duygusu yaratır, değerlilik duygusu verir.

Herkes kendisinin sevgiyi en olgun biçimde yaşadığını düşünür. Oysa birçok kişi yanılır bu konuda. Sevgi gelişen ve geliştirilebilen bir olgudur. Olgun sevgi, iki kişinin bireyselliklerini yitirmeden bütünleşmesidir.

Sevgi, kişinin kendisini sevmesini, değerli bulmasını ve kendisine güvenmesini gerektirir.
Kendisiyle barışık, kendisini tanıyan, kendisini seven, kendisinden memnun bir kişi başkalarını da sever.
Sevmekten korkan, sevilmekten korkan, sevgi bağımlısı olan; sevilmek için kendi isteklerini bütünüyle ihmal eden birçok kişi vardır.

Diğer yandan farklı duygular ya da gereksinimler çoğu zaman sevgi olarak adlandırılır.

Sevgi daha çok bir sevilme sorunu olarak görülür ve daha çok sevilmenin yolları bulunmaya çalışılır. Sevmeyi öğrenmek içinse hiçbir şey yapılmaz.

Sağlıklı biçimde yaşandığında sevebilmek ve sevilmek, büyük bir yaşam kaynağıdır. Fakat sevilen bir kişi olmak için kendisinden, kendi isteklerinden, kendi gereksinimlerinden vazgeçen birçok insan vardır. Sağlıklı sevilme ise insanın kendisi olarak, kendi istek ve gereksinimlerine sahip çıkarak sevilen bir kişi olabilmesidir. Bazı insanlar ise başkalarına kendilerini sevmeleri için izin vermezler. Yakınlaşmak, bu tür insanlarda büyük bir korku uyandırır.

Birçok kişi zaman zaman (bazıları da sürekli) sevgiyi sorgular. Ne anlama geldiği belli olmayan ‘gerçek sevgi’yi arar. Oysa sevgi yaşanırken sorgulanmaz; eksik bir şeyler kaldığında, yanlış bir şeyler olduğu sezildiğinde sorgulanır. Bazen de bu sorgulama, sevgiyi yaşayamamanın acısına katlanma işlevi görür. Bu nedenle sevgiyi sürekli sorgulayanların, gerçek sevgiyi arama çabalarının yanında esas sorunun sevebilmek ve sevilmek yetileri ile ilişkili olabileceğini unutmamaları gerekir.

Bazı kişiler hem kendilerine, hem başkalarına sevmeme hakkı tanımaz. Oysa herkesin sevgisini kazanmak ya da herkesi sevmek, gerçekleşmesi mümkün olmayan bir hayaldir. Nasıl ki onun sevmediği insanlar varsa onu da sevmeyecek insanların olması doğaldır.

Sevginin bir alışveriş olarak düşünülmesi pek çoğumuz için rahatsız edici bir durumdur. Oysa sevgi duygusal bir alışveriştir. Sıradan bir alışverişte kârlı çıkmak önemliyken sevgide bu akla bile gelmez. Sevgide ‘verme’ sevginin doğal bir uzantısıdır ama ‘almak’ niyetiyle verilmez.

Diğer gereksinimlerden ayrışmış bir sevgi yaşandığını iddia etmek mümkün değildir. Sevgiye hemen her zaman başka istek, dürtü ya da gereksinimler karışır fakat bunlar yaşanan sevgiye ne kadar çok karışıyorsa hissedilen sevgi olmaktan o kadar uzaklaşır.

Bazen yaşanan sevgiye, suçluluk duygularının karıştığı görülür. En tipik örneği çalışan anne ve babalarda ve anne babaları uzaklarda yaşayanlarda görülür. Suçluluk duyguları nedeniyle gösterilen ilginin sevgi olduğu sanılır.

Bazı kişilerde ise sevgiye beğenilmek gereksinimi karışır. Beğenilmek gereksinimi içinde olanlar, özsaygılarını ve özdeğerlilik duygularını koruyabilmek için dışarıdan gelen beğeniye muhtaçtırlar. Kendilerine beğeniyle yaklaşan kişiye karşı hissettiklerinin tümüyle sevgi olduğu yanılgısına kapılırlar.

Bazı insanların sevgilerine sevgi açlığı karışmıştır. Diğer insanların sevgisini elde etmek için ellerinden gelen her şeyi yaparlar. Kendi istek ve gereksinimlerini tümüyle ihmal eder bütün yaşamlarını ve etkinliklerini karşıdakinin gereksinimlerini karşılamak üzerine kurarlar. Saçlarını diğerleri için süpürge eden bu tür insanlar, sevilmek amacıyla yaptıklarını sevgi sanarlar. Başkaları ile ilişkilerinde çok kolay hayal kırıklıkları yaşamaları da sevilme ve onaylanma gereksinimlerinin ne kadar yüksek olduğunun göstergesidir.

‘Gerçek sevgi’ (ne demekse?) aranırken yaşanan sevgiler gözden kaçar. Sevgi, ‘sevgi yaşamak’ amaçlanarak yaşanamaz. Sevgi, ilişkilerde kendiliğinden doğar. Saf sevgiyi bulma isteği büyük bir yanılgıdır. Her sevgide biraz sevgi olmayan bir şeyler vardır fakat en doyumlu yaşanan sevgi de başka şeylerin en az karıştığı sevgidir.

İlginizi Çekebilecek Yazılar ve Bağlantılar